26 Şubat 2013 Salı

YENİ BİR "YARGI SÜRECİ" BAŞLADI...

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI MELİH GÖKÇEK VE DİĞER "ŞÜPHELİLER" HAKKINDA SUÇ DUYURUSU
/2013
ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

ŞİKAYETÇİLER                 
: (Ad- Soyad, TC Kimlik, Adres, Telefon)

ŞÜPHELİLER                                 :
1) İbrahim Melih GÖKÇEK / Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı
2) Ömer Faruk ERCİYES / Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı
3) Ankara Büyükşehir Belediyesi İmar ve Bayındırlık Komisyonu Üyeleri
    (14.12.2012 tarihli 2201, 2205, 2207 sayılı Meclise sunulan raporda imzası olanlar)
4) Emlak ve İstimlak Dairesi Başkanlığı Yetkilileri
    (14.12.2012 tarihli 2201, 2205, 2207 sayılı Meclise sunulan görüşte imzası olanlar)
5) Ankara Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri
    (14.12.2012 tarihli 2201, 2205, 2207 sayılı Meclis Kararlarına Olumlu Oy Kullananlar)

SUÇ                                       : İdari Yargı Kararını Uygulamamak ve Yargı Kararlarını Etkisiz Kılmak Suretiyle Görevi Kötüye Kullanmak, görevinin gereklerine uygun bir şekilde, basiretli ve olağanüstü özenli davranması gerekirken gerek kasten gerekse de ihmalen aykırı hareket etmek suretiyle semt sakinlerinin yeşil alanlarını yok ederek mağdur edilmesinde ısrarcı olmak, Mahkeme kararının gerekçelerini ortadan kaldırmak için verilen konusu Suç Olan Emir ve Talimatları uygulayarak bilim ve fennin gereklerine aykırı geçici, parçacı rapor ve görüşler hazırlamak suretiyle Mahkeme kararlarını etkisiz kılmak  (TCK 257 vd ceza hükümleri)

SUÇ TARİHİ                                  : 21.11.2012 (EİDB görüş tarihi) ve 14.12.2012 (Belediye Meclisi ve İmar Komisyonu Rapor Tarihi)

SEVK MADDESİ               : Re’sen rastlanılacak sebepler yanında, 5237 s. Y. 257. Maddesi uyarınca

AÇIKLAMALAR                :

OLAYLAR ve GELİŞMELER                  :

Çankaya İlçesi Karakusunlar Kd.7940 ve 7942 nolu parsellerde Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 29.11.2011 tarih ve 3438 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği 23.12.2011 tarihinde askıya çıkmıştır. Semt sakinleri dava konusu plan değişikliğine 1 aylık askı süresi içerisinde 9.1.2012 tarihinde ayrı ayrı dilekçeler ile binlerce imza vermiştir.

Bizlerin de aralarında bulunduğu plana karşı tüm itirazlar Belediye Meclisinin 17.02.2012 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 283 sayılı karar ile reddedilmiştir.

İtirazların reddine dair kararlar, Ankara Büyükşehir Belediyesinin 20.03.2012 tarih ve 882 sayılı yazısı ile 23.05.2012 tarihinde adi posta ile gönderilmiş ve itiraz edenlerin bir kısmı idare mahkemelerinde davalar açmıştır.
AÇILAN BU DAVALAR DIŞINDA MİMARLAR ODASI ANKARA ŞUBESİ İLE ŞEHİR PLANCILARI ODASI ANKARA ŞUBESİ' NİN AÇTIĞI DAVALARDA ANKARA 10. VE 15. İDARE MAHKEMELERİNCE AYRI AYRI BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPILMIŞ, ARDINDAN MAHKEMELERCE YÜRÜTMEYİ DURDURMA VE İPTAL KARARLARI VERİLMİŞTİR.

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 17.06.2011 gün ve 1791 sayılı kararı ile onaylanan “Çankaya İlçesi Karakursunlar Kd.7490 ve 7492 nolu parsellerde 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği”ne yapılan itirazlara ilişkin Belediye Meclisi’nin 29.11.2011 gün ve 3438 sayılı kararı ile onaylanan “1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği” ile bu kararı durduran ve iptal eden Mahkeme kararları sonrasında MAHKEMELERCE VERİLEN İPTAL KARARLARININ GEREKÇELERİNİ ORTADAN KALDIRACAK ŞEKİLDE ALINAN YENİ MECLİS KARARLARI İLE SEMT HALKININ VE ANKARALILARIN MAĞDUR EDİLMESİNE DAİR OLAYLARA AŞAĞIDA YER VERİYORUZ.

Alana ilişkin ilk imar planı Bakanlıkça 28.01.1982 yılında yapılmış ve İmar Heyetinin 27.04.1982 gün ve 221 nolu kararı ile 74950 nolu parselasyon planı onaylanmıştır. 109.339 m² yüzölçümlü 7490 sayılı parselin 16.084 m²’sinin DOP34.710 m² ‘sinin bedelsiz terk olarak ayrıldıktan sonra 58545 m²’si diğer imar ada/parsellere tahsis edilmiştir. 130.946 m² yüzölçümlü 7492 sayılı parselin 20.856 m²’sinin DOP, 40.381 m²’sinin bedelsiz terk olarak ayrıldıktan sonra 69.709 m²’si diğer imar ada/parsellere tahsis edilmiştir.

1982 yılında onaylanan 74950 nolu parselasyon planı notlarından “ Yeşil alanlar, genel otoparklar, yollar, eğitim ve diğer hizmet alanları kamu eline geçmeden ve teknik altyapı gerçekleşmeden iskan izni verilemez” hükmüne karşı o dönem SS Üçüncü İdareciler Arsa ve Yapı Kooperatifi adına Ankara 8. İdare Mahkemesinde açılan dava sonucu dava konusu iskan izni verilmez hükmü işlem iptal edilmiştir.. söz konusu karar Danıştay 6. Dairesince onanmış, davalı Çankaya Belediyesi Başkanlığı karar düzeltme yoluna gitmiş, karar düzeltme talebi de Danıştay 6. Dairesince reddedilerek onama kararı kesinleşmiştir.

Karar sonrasında Çankaya Belediyesi’nce başvuru sahiplerine “iskan verilmesi“ yönünde karar verilmiştir. Belediye, 18.1.2007, 1862 sayılı yazısı ile iskan belgesi verilen ada parsellerin listesi ile Mahkeme kararları Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na da üst yazı ile göndermiştir.

Ancak ilgili idarelerce tarafından söz konusu plan notuna rağmen hem iskân ruhsatı vermiş hem de “kamuya terk işlemleri” gerçekleştirilmemiştir.  

1)     Kamuya bedelsiz terki öngörülen alanların plan notuna göre terki yapılmayarak donatı alanlarında kalan kadastro parsellerine 2. kez imar hakkı talep edildiği plan teklifi 11.03.2009/678 sayılı Ankara Büyükşehir Belediye meclisi kararı ile onaylanmıştır.

Plan teklifi ile mülk sahiplerine 27446 ada 1 nolu parsele isabet eden sağlık kurumu Alanı ile güneyindeki Çocuk Bahçesi Alanından oluşan 8924 m² yüzölçümlü E:1.80 yoğunluklu konut alanı ayrıldığı, fiziki imkansızlıklara rağmen taleplerinin mümkün olduğu ölçüde karşılanmış olduğu bildirilmiştir.

Söz konusu plana mülk sahipleri tarafından “planlama alanı içerisinde rantı daha yüksek olan başka yerden yer verilmesi ve daha fazla imar hakkı verilmesi” gerekçesiyle mülk sahiplerince itiraz edilmiş, itirazın reddine karşı açılan Ankara 4. İdare Mahkemesinin 15.4.2010 tarih ve 2010/214 E., 2010/567 K sayılı ilamı ile dava süre aşımı nedeniyle reddedilmiştir.

Bu davanın reddi üzerine bu kez mülk sahipleri tarafından belediye aleyhine kamulaştırmasız el atma davaları açılmaya başlanmış ve davalar Belediye aleyhine sonuçlanmaya başlamıştır. (Örn: Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2.2.2010 tarih ve 2009/105 E., 2010/7 K[1]) Bu ve benzer davalar üzerine Belediyece, söz konusu davalarda yüksek bedellere hükmedildiği gerekçe gösterilerek kendi ihmali neticesinde kendisine yüklenen bu yükten kurtulmak için bu kez söz konusu parsellerin yeniden düzenlenmesini gündeme getirmiştir. Bu husus birçok yazışmasında geçmektedir

7490 sayılı parselin yüzölçümünün 34.710 m² olarak görüldüğü ancak bedelsiz terk gerçekleştirildiği şu anki büyüklüğünün 26472 m² olduğu, 7492 sayılı parselin yüzölçümünün 40.381 m² olarak görüldüğü ancak bedelsiz terk gerçekleştirildiği şu anki büyüklüğünün 30.797 m² olduğu, toplamda 57.269 m² maliklere aittir.

Malikler tarafından yapılan plan teklifi; ilgili kurum görüşü alınmadan ilkokul alanının tamamının ve ilkokul yanındaki donatı alanlarının kentsel çalışma alanına dönüştürülmesi, kentsel çalışma alanına bölgenin emsalinde yüksek emsal verilmesi, kentsel çalışma alanı içinde residans konut yer alabileceğinin belirlenmesinin bölgeye ek nüfus getirmesi, SKT alanının emsalinin 0.50’den 1.5’e çıkartılması, özel sağlık, özel eğitim ve kreş alanının hem kadastro parseli dışında ayrılmış olması hem de parktan oluşturulmasının imar mevzuatına, şehircilik ilke ve esaslarına uygun olmadığı gerekçe gösterilerek nedeniyle alternatif bir plan hazırlanmıştır.

57.269 m² yüzölçümlü 7490 ve 7492 sayılı parsellerin %40 DOP kesilerek arta kalan yaklaşık 34.361 faydalı alan oluşturmak üzere söz konusu parseller içerisinde kavşak alanı, yol, mevcut park; çocuk bahçesi alanlarının ticari rekreasyona dönüştürüldüğü, ticari rekreasyon alanlarında yapılaşma koşullarının E:0.15, H:2 kat olarak belirlenen plan teklifinin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 17.06.2011 gün ve 1791 sayılı kararı ile onaylanmıştır.

17.06.2011 gün ve 1791 sayılı karar ile onaylanan imar planına ilişkin mülk sahiplerince önce “Yapılan plan imar mevzuatına, yasanın öngörmüş olduğu plancılık esaslarına ve şehircilik ilkelerine uymadığı gibi adalet ve hakkaniyetten de çok uzaktır. İdarelere, maliklerinin görüşleri ve muvafakati alınarak, mağdur edilmeden yeniden plan yapılması” talebi ile dilekçeler verilmiştir.

Yine semt sakinlerince ikinci defa “1/1000 ölçekli plan dahil imarın tüm aşamaları tamamlanıp plan tapuya tescil edildikten sonra açılan kamulaştırmasız el atma davalarından ve doğacak tazminat haklarından vazgeçileceğinin taahhüdü ile söz konusu alanın “Kentsel Servis Alanı” kullanımı ve E=1,50 yapı yoğunluğu ile düzenlenmesi talebi” ile dilekçeler verilmiştir.

Nihayet semt sakinlerince 3. kez verilen dilekçeler ile “Parsel kullanım kararı “konut ve ticaret”, “emsal 2.5”, “hmax serbest” olacak şekilde konut, ticaret, büro-ofis ve her türlü işyeri birlikte ya da ayrı ayrı projelendirilebilir ve ±00 kotu yoldan, tabii zemin ortalamasından ya da proje müellifinin uygun göreceği noktadan verilmesi, ±00 kot altı emsal haricidir" imarlı 16000 , m2 (+- 100) alanlı müstakil bir parsele hisselerimizin aşağıdaki hisse oranlarıyla birlikte taşınması ve bir ay içerisinde uzlaşma komisyonunun toplanarak yukarıdaki şartlarda karşılıklı uzlaşma tutanağının imzalanması, üç ay içerisinde 1/5000 planın meclisten geçirilerek kesinleşmesi ve nazım imar planının ilçeye intikalinden itibaren bir yıl sonuna kadar ilçe belediyesi tarafından meclis kararına bağlanmaması halinde 5216 sayılı kanunun 7/b maddesi gereğince en geç üç ay içerisinde Büyükşehir Belediyesince 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve kesinleşmesini takiben parselasyon planı işlemlerinin bitirilerek imar tapularının dağıtılması şartlarının birlikte gerçekleşmesi halinde maliklere tahsis edilen 16000 m2 (+-100) dışındaki bakiye hisselerimizi bedelsiz olarak terk edeceğiz ve davalarımızdan feragat edeceği taahhüdü” ile ilan askı süresi içerisinde plan değişikliklerine itiraz edilmiştir.

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 17.06.2011 gün ve 1791 sayılı kararı ile onaylanan “1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği”ne yapılan itiraza ilişkin Belediye Meclisi’nin 29.11.2011 gün ve 3438 sayılı kararı ile “Ticari rekreasyon kullanımının kaldırılarak güney bölümdeki 2 ticari rekreasyon adasının yeşil alana döndürülmesi, 25 m.lik yola cepheli kuzeydeki yaklaşık 16000 m2 rekreasyon adasının konut+ticaret kullanımına çevrilerek E=2,5, H=Serbest imar durumu verilmesi, konu ile ilgili gerekli plan notlarının oluşturulması” ile “Çankaya İlçesi Karakursunlar Kd.7490 ve 7492 nolu parsellerde 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği onaylanmıştır.

Söz konusu Plan Değişikliğine “İmar Kanunu’na, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına bütünüyle aykırı olduğu” gerekçesi ile tarafından TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından Ankara 4. İdare Mahkemesi’nin 2011/2124 E. sayılı dosyası üzerinden iptal davası açılmıştır. Dava halen görülmektedir, ancak bu suç duyurusuna konu olan meclis kararı öncesinde meclisçe kabul edilen kararlara karşı 10 ve 15. İdare Mahkemesinde açılan davaların konusu plan revizyonu, 4. İdare Mahkemesinin yargılaması devam ederken revize edilmiştir. Bu kararlar da 10 ve 15. İdare Mahkemelerince bilirkişi incelemesi sonrasında önce durdurulmuş, ardından iptal edilmiştir.  (Savcılıkça bu karar ve raporların temin edilmesini talep ederiz)

BU KARARIN ARDINDAN ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİNİN  14.12.2012 TARİH VE 2207 SAYILI KARARI İLE KARAKUSUNLAR KD.7490 VE 7492 NO’LU PARSELLER DE 1/1000 ÖLÇEKLİ UYGULAMA İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ ONAYLANMIŞTIR. 18.01.2013 tarihi itibari ile de askıya çıkartılmıştır. Söz konusu uygulama imar planı; Birlik Parkının  kullanımını daraltıcı niteliktedir. Bölgedeki aktif iki parkı ve bir kısım yeşil alanı  tamamen Ticari Rekreasyon alanına dönüştürmektedir. Olası depremlerde güvenli alanları ortadan kaldırıcı bir yönü bulunmaktadır. Bölgede ki nüfus yoğunluğunun artırmaktadır. Hali hazırda yetersiz olan; alt yapı, sosyal donatı alanları ile yeşil alanların daha da yetersiz hale gelmesine etki edici bir nitelik taşımaktadır.

ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİNİN  14.12.2012 TARİH VE 2205 SAYILI KARARI İLE KARAKUSUNLAR KD.7490 VE 7492 NO’LU PARSELLER DE 1/5000 ÖLÇEKLİ NAZIM İMAR PLANI DEĞİŞİKLİĞİ ONAYLANMIŞTIR. 18.01.2013 tarihi itibari ile de Başkanlığınızda askıya çıkartılmıştır.

Oysa söz konusu parsellere ilişkin, 29.11.2011 tarih ve 3438 sayılı karar ile onaylanan ve 23.12.2011 tarihinde askıya çıkartılmış 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği; Ankara 15. İdare Mahkemesinin; 18.07.2012 gün ve E:2012/233, K:2012/1197 sayılı kararı ile; yapılmak istenen değişikliğinin KAMU YARARI TAŞIMADIĞINA , Parkın bütünlüğünün korunması için kamulaştırma aracının kullanılması gerektiğine işaret ederek, uygulamanın iptal edilmesine karar vermiştir.

Yukarıda ifade edilen mahkeme kararına rağmen belediye meclisi, ilgili parsellerin bir bölümünün üzerinde Kentsel Dönüşüm ve Gelişim kararı almıştır. Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı Sınırına bakıldığında, sınırların parklar ve yeşil alanlardan ibaret olduğu görülmektedir. Bu tablo Kentsel Dönüşüm ve Gelişim düzenlemesinin ruhuna ve amacına aykırılık teşkil etmektedir.

Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin;  İmar Planı Değişikliklerinde Uyulması Gereken Esaslar Bölümünün 27 maddesinin 2. Fıkrasında ifade edilmiş olan;  İmar planındaki bir sosyal ve teknik alt yapı alanının kaldırılabilmesi ancak bu tesisin hizmet götürdüğü bölge içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir. şeklindeki hukuki zorunluluk vurgulanmış olmasına karşın, plan bütününde söz konusu hükmün uygulanmadığı görülmektedir.

ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE MECLİSİNİN  14.12.2012 TARİH VE 2201 SAYILI KARARI İLE KARAKUSUNLAR KD.7490 VE 7492 NO’LU PARSELLER KENTSEL DÖNÜŞÜM VE GELİŞİM PROJE ALANI OLARAK ONAYLANMIŞTIR. 18.01.2013 tarihi itibari ile de askıya çıkartılmıştır.

Söz konusu karar, 5393 sayılı kanunun 73. Maddesinin (Değişik 17/6/2010-5998/1.md.) birinci fıkrasına aykırılık teşkil etmektedir. Keza ilgili kanun maddesinin birinci fıkrası; Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı Sınırları içerisinde kamu mülkünün bulunması halinde Bakanlar Kurulu Kararı şartını zorunlu kılmaktadır. İlan edilen bu sınır içerisinde belediye hissesinin de bulunması nedeniyle bu yasa maddesine aykırı bir işlem tesisi edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca bu sınır; Birlik Parkının bütünlüğünü bozucu, kullanımını sınırlayıcı bir sonuç doğurmakla birlikte, bölgedeki iki küçük park ile yeşil alanları da ortadan kaldırıcı içerikli olduğu anlaşılmaktadır.

SÖZ KONUSU KARARLAR, 10 VE 15. İDARE MAHKEMELERİNCE VERİLEN KARARLARIN VE DAYANAĞI BİLİRKİŞİ RAPORLARININ GEREKÇELERİNE AYKIRI OLUP, MAHKEME KARARLARININ ETKİSİZ KILMAK, BU KARARLARIN GEREKLİLİKLERİNİ UYGULAMAMAK AMACI İLE ALINMIŞ KARARLARDIR.

Oysa Anayasa Md.138/son’da “...Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” denilmiş,

İYUK Md.28/1’de “...Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararların icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. (...)” ifadelerinde bulunulmuş,

TCK Md. 257’de ise “(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir kazanç sağlayan kamu görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (...)” hükmüne yer verilmiştir.  

Suça konu eylemin “İPTALİ” kararının uygulanmaması olduğu hususu da dikkate alınarak iptal kararlarının mahiyeti üzerinde durulması gerekmektedir.

“...Anayasa kuralları, buyurucu ve bağlayıcı Hukuk kurallarıdır. Mahkeme kararlarının geciktirilmeden yerine getirilmesi zorunludur. İnsan hak ve özgürlüklerini; sosyal adaleti, toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve güvence altına almayı amaçlamış demokratik bir Hukuk Devletinde, açıklanan Anayasa ve kanun kurallarına rağmen bir Mahkeme kararının yerine getirilmemesi düşünülemez. Aksi halde bu kanun kuralları kağıt üzerinde kalmaya zorunlu, değersiz sözcükler olmaktan öteye gidemez. (...) Bir bakan ya da mahkeme kararlarını uygulama durumunda bulunan diğer Kamu görevlilerinin yukarıda açıklanan Kanuni kuralları bilmedikleri ileri sürülemez. Öyle ise; açık, kesin ve emredici Kanun kurallarına bilerek aykırı davranış da kişisel kusur kabul edilmek gerekir. (...) Görülüyor ki, Yargıtay ve Danıştay kararlarında, suçun oluşması için mahkeme kararını yerine getirmeyen Kamu görevlisinin ayrıca garaz, kin, husumet ve benzeri duyguların etkisiyle hareket etmesi aranmamaktadır. Sadece kararın uygulanmaması suç teşkil ettiğine göre (...)” (YİBGK, 1978/7 E., 1979/2 K., 22.10.1979 T.) denilmiş, en genel hukuk kuralları bağlamıyla, iptal kararının da uygulanması zorunlu yargı kararlarından olduğu, yargı kararlarının yerine getirilmemesinin de suç olduğu kabul edilmiştir.

İdari yargı kararlarını uygulamakla yükümlü olanların, idari yargı kararlarını geciktirmeksizin uygulamak zorunda oldukları, idari yargı kararları üzerinde hiçbir tasarruf hakları olmadığı doktrin ve uygulama tarafından, yasal düzenlemeyle de koşuttur: Şöyle ki, “...Mevzuatımızda, yargı kararlarının uygulanması konusunda idareye takdir yetkisi tanınmadığı (...) açıktır. (...)” (D. 5. Da. , T: 29.12.199, E: 1999/510, K:1999/4566)

Keza takdir yetkisi ile ilgili görülen bir davada “(…) sanığın ‘yürütmenin durdurulması ve katılanın görevine iadesi’ konusunda Danıştay kararını tebligat tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yerine getirmemekten ibaret eyleminin, İdari Yargılama Yasasının 28/1. maddesine açıkça aykırı bulunduğu, bu nedenle T. Ceza Yasasının 228. maddesindeki suçun oluştuğu gözetilmeden; ‘…üst mercilerden onay için beklendiği, alınan onayın tebliğinden itibaren makul süre içinde katılanın işe alındığı…’ gerekçesiyle beraat kararı verilmesi, yasaya aykırı (…)” (4. C.D., 23.10.2000. 5861/6973) olduğuna dikkat çekilmiştir.

İptal kararı ile ilgili olarak da aynı gerekçelerin geçerli olduğu hukuki bir gerçektir.

Anayasa’nın 138. Maddesi, yargı kararlarının uygulanmasının geciktirilmesini dahi yasakladığına göre; yargı kararlarını uygulamamanın açık bir Anayasa’yı ihlal suçu oluşturduğu şüphesizdir. Bu ağır eylemin cezasız bırakılması, kamu görevlilerinin haksız yere korunması Anayasa’nın 2. maddesinde teminat altına alınan hukuk devletlerinde kabul edilemez bir uygulamadır.
Yukarıda aktarılan tümcelerden, idarenin, idari yargı yerince verilen yürütmenin durdurulması kararını uygulamaktan, “idari tasarrufu ve onun sonucu olan işlemleri durdur(mak) ve bu tasarruf ve işlemlerin tesisinden ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağla”mak zorunda olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
 “...Bir iptal davasında verilmiş bulunan yürütmenin durdurulması kararı (...); henüz ortada bir iptal kararı bulunmadığı halde, iptali istenilen idari tasarrufu ve onun sonucu olan işlemleri durdurur ve bu tasarruf ve işlemlerin tesisinden ve icrasından önceki hukuki durumun yürürlüğünü sağlar. Doktrinde genel olarak kabul edilmiş olan bu kural, yargısal içtihatlarla, uygulamada belirli bir biçimde yer almıştır. Aksi düşünüş tarzı, idari yargı kararlarının uygulanmaması gibi hukukun kabul edemeyeceği bir sonuç doğurur. Nitekim9.7.1966 gün ve E: 1965/21, K:1966/7 sayılı Danıştay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Dava Daireleri Kurulunun 14.1.1966 gün ve E:1965/470 sayılı kararı ile bu kuram kabul edilerek idari yargı kararlarının uygulanması sağlanmıştır. (...)” (D.3.Da., 9.3.1978, E:1978/151, K:1978/199, DD.32-33, s.207-211; Bu karar İDGK’nun 13.4.1978 günlü, E:1978/20, K:1978/26 sayılı kararıyla onanmıştır.)
HUKUKİ SEBEPLER         : TCK ve ilgili sair mevzuat
DELİLLER               : Ekte ibraz edilen belgeler, mahkeme kararları, yargısal içtihatlar, yemin ve yasal her türlü delil…
SONUÇ VE İSTEM           : Yukarıda açıklanan, kendiliğinden dikkate alınacak ve soruşturma aşamalarında ortaya çıkacak nedenlerden dolayı her bir şüpheli için ayrı ayrı değerlendirilme yapılmak suretiyle gerekli soruşturmanın yapılarak, kamu davası açılmasına karar verilmesini talep ederim.  
                                                                                                           Şikayet Eden
                                                                                                      (Ad- Soyad, İmza)


EKLER:
1)      Kimlik belgesi



[1] Söz konusu karar Yargıtay 5. HD’nin 28.6.2010, 2010/5649 E., 2010/12331 K. Sayılı ilamı ile onanmıştır. 

6 Şubat 2013 Çarşamba

YENİ BİR SÜREÇ BAŞLIYOR..


5 Şubat 2013 Salı

Ankara'nın sakinleri değil; Sahip'leri itiraz ediyor!.....

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
                                                                                                                             ANKARA                            
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.12.2012 tarih ve 2205 sayılı kararı ile Karakusunlar Kd.7490 ve 7492 no'lu parseller de 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği onaylanmıştır. 18.01.2013 tarihi itibari ile de Başkanlığınızda askıya çıkartılmıştır.
Oysa söz konusu parsellere ilişkin, 29.11.2011 tarih ve 3438 sayılı karar ile onaylanan ve 23.12.2011 tarihinde askıya çıkartılmış 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği; Ankara 15. îdare Mahkemesinin; 18.07.2012 gün ve E:2012/233, K:2012/1197 sayılı karan ile; yapılmak istenen değişikliğinin KAMU YARARI TAŞIMADIĞINA, Parkın bütünlüğünün korunması için kamulaştırma aracının kullanılması gerektiğine işaret ederek, uygulamanın iptal edilmesine karar vermiştir.
Yukarıda ifade edilen mahkeme kararına rağmen belediye meclisi, ilgili parsellerin bir bölümünün üzerinde Kentsel Dönüşüm ve Gelişim kararı almıştır. Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı Sınırına bakıldığında, sınırların parklar ve yeşil alanlardan ibaret olduğu görülmektedir. Bu tablo Kentsel Dönüşüm ve Gelişim düzenlemesinin ruhuna ve amacına aykırılık teşkil etmektedir.
Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin; İmar Planı Değişikliklerinde Uyulması Gereken Esaslar Bölümünün 27 maddesinin 2. Fıkrasında ifade edilmiş olan; " İmar planındaki bir sosyal ve teknik alt yapı alanının kaldırılabilmesi ancak bu tesisin hizmet götürdüğü bölge içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir. Şeklindeki hukuki zorunluluk vurgulanmış olmasına karşın, plan bütününde söz konusu hükmün uygulanmadığı görülmektedir. Birlik parkının ve plan değişikliğine konu diğer parkların bütünlüğünün korunarak, kullanımlarının değiştirilmemesini talep ediyorum.
Yukarıda ifade etmeye çalıştığım hukuksal tespitler ve beklentiler doğrultusunda, Karakusunlar Kd.7490 ve 7492 sayılı parsellerde 1/5000 ölçekli nazım imar plan değişikliği onayına ait Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.12.2012 tarih ve 2205 sayılı Meclis Kararına itiraz eder, 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili maddesine istinaden itirazımızın değerlendirilerek gereğinin yapılması hususunu bilgilerinize arz ederim.
Adı Soyadı     :
Adres             :
*
                                                                                                                            ANKARA
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.12.2012 tarih ve 2207 sayılı kararı ile Karakusunlar Kd.7490 ve 7492 no'lu parseller de 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği onaylanmıştır. 18.01.2013 tarihi itibari ile de Başkanlığınızda askıya çıkartılmıştır.
Söz konusu uygulama imar planı; Birlik Parkının kullanımım daraltıcı niteliktedir. Bölgedeki aktif iki parkı ve bir kısım yeşil alanı tamamen Ticari Rekreasyon alanına dönüştürmektedir. Olası depremlerde güvenli alanları ortadan kaldırıcı bir yönü bulunmaktadır. Bölgede ki nüfus yoğunluğunu artırmaktadır. Hali hazırda yetersiz olan; alt yapı, sosyal donatı alanları ile yeşil alanların daha da yetersiz hale gelmesine etki edici bir nitelik taşımaktadır.
Yukarıda ifade etmeye çalıştığım tespitler doğrultusunda, Karakusunlar Kd.7490 ve 7492 sayılı parsellerde 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliği onayına ait Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.12.2012 tarih ve 2207 sayılı Meclis Kararına itiraz eder, 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili maddesine istinaden itirazımızın değerlendirilerek gereğinin yapılması hususunu bilgilerinize arz ederim.
Adı Soyadı     :
Adres             :
*

                                                                                                                                            ANKARA
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.12.2012 tarih ve 2201 sayılı kararı ile Karakusunlar Kd.7490 ve 7492 no'lu parseller Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı olarak onaylanmıştır. 18.01.2013 tarihi itibari ile de Başkanlığınızda askıya çıkartılmıştır.
Söz konusu karar, 5393 sayılı kanunun 73. Maddesinin (Değişik 17/6/2010- 5998/1.md.) birinci fıkrasına aykırılık teşkil etmektedir. Keza ilgili kanun maddesinin birinci fıkrası; Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alam Sınırları içerisinde kamu mülkünün bulunması halinde Bakanlar Kurulu Kararı şartını zorunlu kılmaktadır. İlan edilen bu sımr içerisinde belediye hissesinin de bulunması nedeniyle bu yasa maddesine aykırı bir işlem tesisi edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca bu smır; Birlik Parkının bütünlüğünü bozucu, kullanımım sınırlayıcı bir sonuç doğurmakla birlikte, bölgedeki iki küçük park ile yeşil alanları da ortadan kaldırıcı içerikli olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda ifade etmeye çalıştığım hukuksal tespitler ve beklentiler doğrultusunda, Karakusunlar Kd.7490 ve 7492 sayılı parsellerde Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı sınır onayına ait Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 14.12.2012 tarih ve 2201 sayılı Meclis Kararına itiraz eder, 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili maddesine istinaden itirazımızın değerlendirilerek gereğinin yapılması hususunu bilgilerinize arz ederim.
Adı Soyadı     :
Adres             :  

1 Ekim 2012 Pazartesi


Birlik keşfine mahalle sakinleri de katıldı
Birlik keşfine mahalle sakinleri de katıldı
Birlik Parkı keşfine vatandaşlar büyük ilgi gösterdi.
Büyükşehir Belediye Meclisi 29 Kasım 2011 tarihinde 100. Yıl Birlik Parkı’nın yer aldığı alanda plan değişikliği kararı aldı. Plan değişikliğine göre, Birlik Parkı’na ticaret alanı ve konut yapılması öngörüldü. 1995’ten beri park ve yeşil alan olarak kullanılan alanda plan değişikliğinin iptali için Mimarlar Odası Ankara Şubesi idare Mahkemesi’ne dava açtı. Hızlı ilerleyen davada üç ay içerisinde hızlı bir şekilde keşif kararı çıktı. Yargı da bulunan park için bilirkişi raporu istendi. Bilirkişi heyeti dün 21 Mayıs 2012 tarihinde dava kapsamında keşif gezisi gerçekleştirdi. Bilirkişi heyetinin keşif gezisi gerçekleştireceğini haber alan mahalle sakinleri keşif alanına gelerek, heyetin önünü kesti.  “Birlik Parkı bizim yaşam alanımız”, “ Yaşam alanımıza dokunmayın” “ Parkımızı yok etmeyin” şeklinde kalabalığın içinden yükselen itiraz sesleri eşliğinde keşif tamamlandı. Birlik Parkı sakinleri yeşil alanlarının yıkılıp, konut ve ticari alana çevrilmek istenmesine duydukları rahatsızlıkları dile getirerek, tepkilerini gösterdiler.   Dava konusu olan alan, Karakusunlar, Çukurambar, 100. yıl, Söğütözü ve Çiğdemim Mahalleleri sakinlerinin yararlandığı yaklaşık 40 bin metrekarelik bir yeşil alanı kapsıyor. Birlik Parkı’nın korunması için vatandaşların da açmış olduğu davalar bulunuyor.
Birlik Parkı pazarlığından halk memnun değil  
Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek daha önce “Kamulaştırmasız el atma” davası sonucunda Birlik Parkı için 90 milyon dava faturası çıktığını belirterek, “bedelsiz terklerin ceremesini niye çekelim” diyerek yapılaşma kararını açıklamıştı. Pazarlık konusu olan 40 bin metrekarelik alana sahip park içerisinde, koşu parkuru, çocuk parkları jimnastik parkı, basketbol sahası bulunuyor. Vatandaşların dilekçeler ile itiraz ettiği, imza topladığı, dava açtığı park konusunda son olarak bilirkişi heyetine de itirazlarını ileterek memnuniyetsizliklerini belirttiler. Mimarlar Odası Ankara Şubesinin itiraz noktasında Ankara için büyük önem taşıyan Birlik Parkının yapılaşmaya açılmasının kamu yararı ile bağdaşmadığını ve Ayrıcalıklı imar hakkı tanıyan, 40.000 metrekare yeşil alanı yerle bir eden bir plan değişikliği kararı alınması Belediye Kanununda öngörülen görev ve sorumluklara aykırı olduğunu, Kamu yararı ilkesini hiçe sayarak bu büyüklükteki bir Park alanının katledilmesine seyirci kalınamayacağını kamuoyuna duyurmuştu. Mimarlar Odası Ankara’nın açtığı dava sonuçlandığında açılmış tüm davalara emsal teşkil edecek. Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi  Tezcan Karakuş Candan,  kamusal alanların ranta kurban edilmesine yönelik  mücadeleye devam edeceklerini, “Afet yasasının   kabul edilmesiyle birlikte bu tür davaların ve toplumsal hareketlerin yoğun olacağını, bu konuda, kentlilere, hukuksal danışmanlık ve Kent izleme birimi ile bilimsel destek sunacaklarını ifade etti.”

BİRLİK PARKI PLAN DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ DAVAYA MÜDAHİL OLDUK

 BİRLİK PARKI PLAN DEĞİŞİKLİĞİ 
İLE İLGİLİ DAVAYA MÜDAHİL OLDUK
HABER
Yayına Giriş Tarihi: 22.05.2012
Güncellenme Zamanı: 22.05.2012 15:53:38
Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ

 
Güncellenme Zamanı: 22.05.2012 15:51:44

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 29.11.2011 gün ve 3438 sayılı “Çankaya İlçesi Karakursunlar Kd.7490 ve 7492 nolu parsellere ilişkin 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği” kararının İmar kanunu ve uygulama yönetmeliklerine aykırı olması sebebi ile Mimarlar Odası Ankara Şubenin açmış olduğu davaya müdahil olduk.
 
BİRLİK PARKI PLAN DEĞİŞİKLİĞİ İLE İLGİLİ DAVAYA MÜDAHİL OLDUK
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi‘nin 29.11.2011 gün ve 3438 sayılı "Çankaya İlçesi Karakursunlar Kd.7490 ve 7492 nolu parsellere ilişkin 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği" kararının İmar kanunu ve uygulama yönetmeliklerine aykırı olması sebebi ile Mimarlar Odası Ankara Şubenin açmış olduğu davaya müdahil olduk.
 Dava konusu plan değişikliğinin  "2. kez imar hakkı" oluşturulması niteliği taşıdığından, mevzuata tanımlanan içeriğe ve kamu yararına açıkça aykırı olması sebebi ile Mimarlar Odası Ankara Şube tarafından açılan davaya midahil olma kararı iel birlikte sunduğumuz aykırılık gerekçeleri:  
Alana ilişkin ilk olarak 1982 yılında yapılan imar planı çalışmasında mülk sahibinin imar hakkı kazanmak amacı ile kanun gereği KENDİ RIZASI İLE terk ettiği alanda; kadastral parseller üzerinde hiç bir hak talebinde bulunamaması gerekirken ilgili idarenin gerekli işlemleri yerine getirmemesi ve hukuki dayanaktan uzak "park alanı" düzenlemesi sonucu, söz konusu "imar haklarından" vazgeçmiş ancak işlemi yapılmamış alanda, mülk sahiplerince açılan "kamulaştırmasız el atma" davası sonucu "kamulaştırma" zorunluluğu oluşmuştur. Belediyenin bu durum karşısında "tapu tescil davası" açma görevini yerine getirmemesi ve aynı alan üzerinde "2. kez imar hakkı" oluşturulmasının sağlaması imar mevzuatına ve kamu yararına aykırı olduğu,
1982 yılında onaylanan 74950 nolu parselasyon planı notlarında yer alan "Yeşil alanlar, genel otoparklar, yollar, eğitim ve diğer hizmet alanları kamu eline geçmeden ve teknik altyapı gerçekleşmeden iskan izni verilemez" biçimindeki düzenleme İlgili idarelerin ihmali ve göz yumması sonucunda yerine getirilmemiş olup; kamuya bedelsiz terk edilmesi gereken alanlar, bölgenin yapılaşmasının tamamlanmasına ve iskan ruhsatları verilmesine rağmen şahıs mülkü olarak tutulmuştur. Dolayısıyla, plan notu gereğince kamuya bedelsiz terk edilmesi gereken ‘‘Kamusal Kullanım Alanları‘‘nın şahısların mülkiyetinde kalması, geçen zaman içinde bu alanların kamulaştırılmasına ilişkin de çalışma yapılmaması nedeniyle, bu alanlarda kalan kadastro parsellerinde yapılaşma talebinin oluşması gündeme getirilmiş olduğu,  
Kamu adına tescil edilmesi gereken alanda ilgili idarelerin 1982 yılında onaylanan plana göre tapu işlemleri tamamlanmadan iskan izni/imar hakkı vermesi sonucu ortaya çıkan ve sonrasında park düzenlemesi ile "kamulaştırma" zorunluluğu ortaya çıkan alanda; belediye yine görevini yerine getirmeyerek "TAPU TESCİL" davası açmamış, ağır kamulaştırma bedelini gerekçe göstererek aynı alanda "2. kez imar hakkı" yaratmaktadır. İmar Yasası gereğince aynı alanda 2. kez imar hakkı oluşturulması zorunlu olmadığı, konularında olmuştur.
İmar Planlarının hazırlanış süreçlerinde, planlama alanına ilişkin, sosyal, demografik, doğal, bilimsel ve teknik verilerin değerlendirilmesi sonucunda, planlama alanlarının kullanım kararları, yapılaşma koşulları, sosyal ve teknik donatı alanları, türleri ve büyüklükleri, ihtiyaç duyulan açık ve yeşil alanlar belirlenir. Bu anlamda İmar Yasası ve ilgili Yönetmeliklerinde, imar planları yapım süreçlerinde kamuya ayrılacak alanlara ilişkin herhangi bir kısıt koyulmamış, yapılan planlama sonucunda kamuya terki gereken alanların toplam alanın % 40‘ını aşması durumunda aradaki farkın kamulaştırılması öngörülmüştür.
100. Yıl İşçi Blokları çevresinde de planlama süreci tamamlanmış, kullanım kararları ve yoğunlukları, yaşayacak nüfusa göre kamuya ayrılması gereken alanlar planlarda belirlenmiştir. Bu planlar gereğince, "Birlik Parkı" alanı da kamuya kazandırılması zorunlu olan bir alan niteliği taşımaktadır. Bu alanda var olan ve zaman içinde el değiştirmesine de göz yumulmuş olan parsellere yönelik, bilimsel, etik ve hukuksal olarak tartışmalı biçimde plan değişikliği yapılarakKamuya bedelsiz terki öngörülen alanların plan notuna göre terki yapılmayarak donatı alanlarında kalan kadastro parsellerine 2. kez imar hakkı talebi sonucu; YENİ YAPILAŞMA HAKLARI tanımlanmıştır.
Belediyelerin imar planlarında tanımlanan notlara aykırı uygulamaya göz yummuş olması ve üzerine düşen görevi zamanında yapmaması nedeniyle, mülkiyet sahipleri açısından oluşan kişisel hak kaybı, mahallede yaşayanların yeşil alan kullanım hakkını elinden alarak düzeltilemez. ‘‘Birlik Parkı‘‘ alanında, Ankara Büyükşehir Belediyesi "kişisel hakları korumak" adına toplumun genel haklarını yok sayan uygulamalarla alanı yapılaşmaya açmaya çalışmaktadır. Belediyelerin kendi ihmal ve hatalarının bedeli 100. Yıl halkına, Ankara halkına, topluma ödetilmeye çalışılmaktadır.
Dava konusu plan değişikliği "alana özel" bir değişiklik niteliği taşıdığından, mevzuata tanımlanan içeriğe ve kamu yararına açıkça aykırıdır.
Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin Birinci Bölümünde "Tanımlar" başlığı altında yer alan 3. maddesinde dava konusu plan değişikliklerinin temel konuları olan "Nazım İmar Planı" ve " Plan Değişikliği" kavramlarının tanımlarına yer verilmektedir.
"Plan Değişikliği: Plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, teknik ve sosyal donatı dengesini bozmayacak nitelikte, bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelere dayanan, kamu yararının zorunlu kılması halinde yapılan plan düzenlemeleridir."
Yukarıda yer verilen tanımdan da görüleceği üzere, plan değişiklikleri ancak "teknik ve sosyal donatı dengesini bozmayacak nitelikte" ve "kamu yararının zorunlu kılması halinde" yapılabilecek düzenlemelerdir. Yapılan değişikliği yukarıda yer verilen tanımdaki iki temel ilke ile çelişmektedir. Kişiye özel yapılmıştır, kamu yararının zorunlu kılması söz konusu değildir. Plan değişikliği ile planda öngörülmüş olan donatı dengesi de açıkça bozulmaktadır. Bu doğrultuda dava konusu plan değişikliği incelendiğinde;
•·Özellikle Emsal ve İnşaat Alanı değerlerindeki artışın hangi gerekçelere dayandığı, niçin yoğunluk artışı yapıldığına dair herhangi bir bilimsel ve çevresel etüde dayalı teknik gerekçesinin olmadığı,
•· Değişiklik ile oluşturulan yeni planın çevresiyle kurduğu ilişkinin, yapı yoğunluğunun irdelenmediği; yakın çevresindeki ulaşım-dolaşım sistemine etkileri, kent bütününe etkisi ve zorunlu alt yapı alanlarının dağılımına etkileri gibi zorunlu teknik çalışma ve değerlendirmelerin yapılmadığı,
Yukarıda kısaca özetlendiği üzere, söz konusu plan değişikliği hiç bir bilimsel ve çevresel teknik etüt çalışmaları yapılmadan parçacı olarak ele alınmış olup yasal standartlara uyulmayarak ve aynı zamanda planlama mevzuatına aykırı olarak gerçekleştirildiğinden şehircilik ilkeleri, kamu yararı ve planlama esasları ile bağdaşmayan nitelikler taşımaktadır.
Nazım imar planlarında yapılacak değişiklikler, yönetmelikte de hükme bağlandığı üzere, plan hazırlanırken öngörülen ana kullanım kararlarını, planın bütünselliğini ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olamaz. Eğer Nazım İmar planında bir değişiklik yapılması gerekiyorsa, bu değişikliğin şehircilik ilkeleri ve kamu yararı açısından zorunlu olduğunun bilimsel olarak ortaya konması gerekmektedir.
Dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı değişikliklerinin gerekçeleri bilimsel, nesnel ve teknik olarak ortaya konmamıştır. Genel kullanım kararlarının verildiği bir plan türü olan nazım imar planının tanımı ve işlevi göz önünde bulundurulduğunda nazım imar planındaki herhangi bir kullanım kararının plan bütünü göz ardı edilerek parsel ölçeğinde değiştirilmesi planlama tekniklerine aykırıdır.
Yaşam alanı düzenlenmesinde planlama alanın ve çevresinin ihtiyaçları doğrultusunda yasal standartlara göre belirlenmesi zorunlu "Kentsel Sosyal ve Teknik Altyapı" alanlarının kamulaştırma yapılamayacağı gerekçesi ile  Park Alanı kullanımı kaldırılarak yerlerine herhangi teknik gerekçe olmaksızın önce "Ticari Rekreasyon Alanı" sonrada sadece mülk sahiplerinin talebi üzerine "Konut ve Ticaret" alanı adı ile yeni bir kullanım getirilmiştir. Plan Notları ile içerisinde birçok farklı kullanımın bir arada kullanılması öngörülen karma kullanımın yeni teknik altyapı ihtiyacına yönelik herhangi bir öneri öngörülmemiş; parsel ölçeğinde alanın çevre fonksiyonlarla ilişkilerini ve doğacak altyapı gereksinimleri göz ardı edilmektedir. Parsel ölçeğinde mülkiyet gerekçelendirilerek "Kentsel Sosyal ve Teknik Altyapı" alanlarının "Konut ve Ticaret" kullanımına dönüştürülmesi nazım plan ana kararını bozucu nitelikte olduğundan planlama esasları ve şehircilik ilkelerine uymamaktadır.
Donatı dengesini bozan Plan Değişikliği, "Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik" hükümlerine aykırıdır.
Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin "İmar Planı Değişikliğinde Uyulması Gereken Esaslar" bölümünde yer alan 27. Maddesine göre: 
"İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik alt yapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz. Zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için:
•1-      İmar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı Bakanlık ve kuruluşların görüşü alınacaktır.
•2-      İmar planındaki bir sosyal ve teknik alt yapı alanının kaldırılabilmesi ancak bu tesisin hizmet götürdüğü bölge içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir."
Yönetmeliğin 27. Maddesinde imar planlarında bulunan sosyal ve teknik alt yapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişikliklerinin zorunluluk olmadıkça yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.
Aynı madde gereğince "İmar planındaki bir sosyal ve teknik alt yapı alanının kaldırılabilmesi ancak bu tesisin hizmet götürdüğü bölge içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle " mümkün olabilmektedir. Böylece plan bütünlüğü kentsel donatı yönünden sürdürülebilmektedir.
Dava Konusu plan değişiklikleri ile "Park Alanı" olarak ayrılan alanlar kaldırılarak; farklı kullanımlarının bir arada kullanılmasına yönelik plan notu değişikliği ile "Konut ve Ticaret Alanı" adı ile yeni bir kullanım önerilmiştir.
Yasada tanımlanan "tesisin hizmet götürdüğü bölge içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle" ifadesine açıkça aykırı olarak kaldırılan donatı alanlarına yönelik herhangi bir öneri getirilmemiştir.
Dava konusu plan değişikliğinde E:2,5 ve H:Serbest olarak belirlenmiş ve yeni önerilen "Konut ve Ticaret Alanı"na yönelik plan notlarına "Konut+Ticaret alanında Konut, Ticaret, Büro-Ofis ve Her Türlü işyeri birlikte ya da ayrı ayrı projelendirilebilir." eklemesi yapılmıştır. Mevcutta park alanı olarak düzenlenen 34.361 m² alan içerisinde dava konuşu plan değişikliği ile ≈16.000m² alanda yapılaşma hakkı tanınmıştır.
Plan notu eklemesi ile niteliği değiştirilen "Konut ve Ticaret Alanları"na yönelik planda bu kullanımların bir birinden farklı teknik ve sosyal altyapı ihtiyaçları olduğu halde her hangi bir teknik ve sosyal altyapı önerisi veya öngörüsü yoktur.
Plan değişikliği ile emsal değerlerinde teknik gerekçe olmaksızın inşaat alanı arttırılmıştır. Yapı yoğunluğu giderek artan kentimizde, planlamanın eşitlik ilkesi gözardı edilerek kişiye özel, tek tek parseller için yapılan plan değişikliği ile kamu ortak kullanım alanları kaldırılarak yerine yapı yoğunluğunun arttıran kullanım kararlarının önerilmesi bilimsel, hukuki ve teknik olarak planlama esasları, şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırıdır.
Plan Değişikliğine ait Plan Notlarının 4. ve 5. maddesinde yer alan zemin kotu belirlenmesine ve zemin altında kalan katların emsal dışı tutulmasına ilişkin bölümleri de mevzuata açıkça aykırıdır.
İmar planı bulunan tüm alanlarda uyulması zorunlu olan "Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği"nin 2‘nci maddesinde;"Tanımlar ve ruhsata ilişkin hükümler hariç, bu Yönetmelikte yer alan diğer hususlar, imar planlarında aksine bir açıklama bulunmadığı takdirde uygulanır" denilerek, Yönetmeliğin tanımlar bölümünde yer alan hükümlerin plan notları ile değiştirilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. 
Aynı yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı İkinci Bölümünde; 16‘ncı maddenin 4‘üncü bendinde Emsal tanımlanmıştır.
4. Kat Alanı Kat Sayısı (KAKS) (Emsal): Yapının bütün katlardaki alanları toplamının parsel alanına oranından elde edilen sayıdır. Katlar alanı bodrum kat, asma kat, çekme ve çatı katı ve kapalı çıkmalar dahil kullanılabilen bütün katların ışıklıklar çıktıktan sonraki alanları toplamıdır. Açık çıkmalar, iç yüksekliği 1.80 m.yi aşmayan ve yalnızca tesisatın geçirildiği tesisat galerileri ve katları, ticari amacı olmayan ve yapının kendi ihtiyacı için otopark olarak kullanılan bölüm ve katlar, yangın merdivenleri, asansörler, kalorifer dairesi, kömürlük, sığınak, su deposu ve hidrofor bu alana katılmazlar. Kullanılabilen katlar deyiminden konut, işyeri, eğlenme ve dinlenme yerleri gibi oturmaya, çalışmaya, eğlenmeye ve dinlenmeye ayrılmak üzere yapılan bölümler ile bunlara hizmet veren depo ve benzeri alanlar anlaşılır.
Yukarıda yer verilen ve imar planlarıyla değiştirilmesi olanaklı olmayan tanımdan da anlaşılacağı üzere dava konusu"kişiye özel" plan notu değişikliği ile yapılmış olan "... ±0.00 kotu altı, emsal haricidir..." biçimindeki düzenleme Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği hükümlerine ve kamu yararına aykırı, kişiye özel yapılaşma yoğunluğunu arttırıcı, ek imar hakkı tanımlama amacı taşımaktadır.
Aynı yönetmeliğin "Binalara kot verilmesi" başlıklı İkinci Bölümünde; 30‘uncu maddesinde Emsal tanımlanmıştır. 30‘uncu maddede ayrıntılı olarak belirtilen zemin kotunun belirlenmesine yönelik  imar planlarıyla değiştirilmesi olanaklı olmayan tanımdan da anlaşılacağı üzere dava konusu "kişiye özel" plan notu değişikliği ile yapılmış olan "...±00 kotu yoldan, tabii zemin ortalamasından ya da proje" müellifinin uygun göreceği noktadan verilir...."biçimindeki düzenleme Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği hükümlerine ve kamu yararına aykırı, kişiye özel yapılaşma yoğunluğunu arttırıcı, ek imar hakkı tanımlama amacı taşımaktadır.
Ayrıcalıklı olarak kd.7490 ve 7492 sayılı alana ilişkin getirilen özel plan notları (4-5 nolu plan notları) ile söz konusu alanda zemin kotunun belirlenmesi ve zemin altı katların emsal harici tutulması yukarıda belirtilen yönetmelik hükmüne ayrıca; kamu yararına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına açıkça
Bu nedenle mevzuatta yer verilen plan değişikliğine aykırı olarak herhangi bir kamu yararı niteliği taşımayan, kişiye özel ayrıcalıklı yapılaşma hakkı tanıyan bu değişikliğin iptal edilmesi gerekliliği sebebi ile Odamız müdahiliyet dilekçesi suınarak bilirkişi heyeti çalışmalarına sunulmak üzere dosya hazırlığı yapmış bulunmaktadır.
Bu Haber 22.05.2012 gününden itibaren 395 defa okunmuştur.

Oda aidatlarınızı kredi kartınızla güvenli bir ortamda ödeyebilirsiniz.
ÜYE HAKLARI VE GÜVENLİ AİDAT ÖDEME

3 Eylül 2012 Pazartesi

Şehir Plâncılaro Odası....


Şehir plancıları 

'Birlik Parkı'nı yargıya taşıdı

Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, Ankara 100. Yıl İşçi Blokları'ndaki "Birlik Parkı"nın ranta açılmak istenmesini yargıya taşıdı.
Etkin Haber Ajansı / 19 Mart 2012 Pazartesi, 16:01
ANKARA- Ankara 100.Yıl İşçi Blokları'nda park alanı olarak tahsis edilen alanın Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından ranta açılmak istenmesine tepkiler sürüyor.
Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, konuyu yargının gündemine taşıdı.
Belediyelerin ihmal ve hatalarının bedelinin 100. Yıl halkına ödetilmeye çalışıldığı kaydedilen açıklamada, "Birlik Parkı alanında, Ankara Büyükşehir Belediyesi 'kişisel hakları korumak' adına toplumun genel haklarını yok sayan uygulamalarla alanı yapılaşmaya açmaya çalışmaktadır" denildi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin 17 Haziran 2011 tarihinde aldığı Meclis kararı ile "Birlik Parkı" alanını kamuya açık olmayan ve yapılaşma içeren parklara dönüştürerek sorunu üzerinden atmaya çalışıldığı belirtilen açıklamada, "Ankara Büyükşehir Belediyesi, şimdi de; 29.11.2011 tarihli kararı ile alanı 2,5 Emsalli Ticaret ve Konut alanı olarak planlayarak, aslen kamuya kazandırılması gereken yeşil alanda büyük ve haksız bir rant oluşturmaya çalışmaktadır" denildi.
"Birlik Parkı" ile Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ilk kararını yargının gündemine taşıdıklarını hatırlatan Şehir Plancıları Odası, 29 Kasım 2011 tarihli kararı da bugün yargının gündemine getirdiklerini belirtti.
Halka açık park alanlarına yönelik rant planlarına tepki gösteren TMMOB Şehir Plancıları Odası'nın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Yeşil alandan rant elde etmeye yönelik girişimlere, çocukların oyun alanlarından, yaşlıların dinlenme alanlarından rant elde etmeye yönelik hukuksuzluklara karşı, toplumun haklarını korumak için mücadelesini geçmişte olduğu gibi gelecekte de kararlı biçimde sürdüreceğiz.
TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından, usulsüz uygulamaları deşifre edildiği, rant aktarma girişimleri yargı kararlarıyla durdurulduğu için hırçınlaşan ve basın aracılığıyla hakaretler yağdıran Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nı, kararın altına imza atan belediye yetkililerini ve meclis üyelerini hukuka ve kamu yararına uygun hareket etmeye, enerjilerini Birlik Parkı’nı topluma kazandırmak için kullanmaya davet ediyoruz."

1 Eylül 2012 Cumartesi

17 Şubat 2012 Tarih ve 283 No'lu Karar!...orijinal,


     T.C
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
                BELEDİYE MECLİSİ



Karar No: 283                                                                                                            17.02.2012

-         K A R A R  -


Büyükşehir Belediye Meclisinin 29.11.2011 gün ve 3438 sayılı kararı ile onanan Çankaya İlçesi Karakusunlar Kd. 7490 ve 7492 parsellerde 1/5000 ölçekli nazım imar plan değişikliğine yapılan itiraza ilişkin İmar ve Bayındırlık Komisyonunun 17.02.2012 gün ve 961 sayılı raporu Büyükşehir Belediye Meclisinin 17.02.2012 tarihli toplantısında okundu.

Konu üzerinde yapılan görüşmeler sonucunda; Büyükşehir Belediye Meclisinin 29.11.2011 gün ve 3438 sayılı kararı ile Çankaya İlçesi, Karakusunlar Kd.7490 ve 7492 nolu parsellerde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine askı süresi içerisinde 1209 adet yazı ve dilekçe ile itiraz edildiği,
            -Kamuya bedelsiz terki öngörülen alanların plan notuna göre terki yapılmayarak maliklerince donatı alanlarında kalan Çankaya İlçesi, Karakusunlar Kd.7490 ve 7492 nolu kadastro parsellerine imar hakkı talep edilmesi ve akabinde Belediyemiz aleyhine kamulaştırmasız el atma davaları açılması sonucu alınmış mahkeme kararları sebebi ile Belediye Meclisimizin 17.06.2011 gün 1791 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde 3 adanın parktan ticari rekreasyon alanına çevrilmiş olduğu, nazım imar planı değişikliğinin 06.07.2011 tarihinden itibaren bir ay süreyle çıkarıldığı, askı süresi içerisinde 17 adet dilekçe ile malikler adına itirazda bulunulduğu, itirazlar üzerine Belediye Meclisimizin 29.11.2011 gün ve 3438 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde kadastro parsellerinin yaklaşık % 60'ının terkine karşılık yaklaşık % 40'ında imar hakkı verilmesi suretiyle 3 park adasından 2'sinin kurtarıldığı, yaklaşık 16000 m2'lik alanın ise konut+ticaret alanına dönüştürüldüğü, ikinci nazım imar planı değişikliğinin 23.12.2011 tarihinden itibaren bir ay süreyle çıkarıldığı askı süresinde 2 yazı ve 1207 dilekçe ile itirazda bulunulduğu;
            -1166 adet tep dilekçede özetle; "Konut+Ticaret alanına dönüştürülmek istenen Birlik Parkımız:bölgemizde yer alan yaklaşık on bin konutun ve civar bölgelerden (Balgat, Öveçler, Çiğdem, Çukurambar, Karakusunlar, Söğütözü vb.) gelen ailelerin etkin olarak kullandığı bir yer olması, bölgede ki tek park oluşu, on yıldır Büyükşehir Belediyesi tarafından bakımı,onarımı ve düzenlemesi için önemli düzeyde kaynak aktarılmış olması, spor ve benzeri aktivitelerin yapıldığı bir yer olması gibi özelliklerinden kaynaklı olarak, parkın korunması ve bu alanın kamu yararına kullanımına devam edilmesi,
            -40 adet dilekçede; "Birlik Parkı, Çiğdem,Çukurambar, 100.Yıl İşçi Blokları, Kızılırmak, Balgat Mahallelerinin yoğun bir şekilde kullandığı ve belediyemizin de milyonlarca lira harcayarak gerçekleştirdiği ve bakımını yaptığı bu alan üzerinde belediye meclisince yapılan bu tasarrufun mevcut yeşil alanları azaltacağı ve yapılaşmayı artıracağı, bu parkın mevcut durumunun korunması,
            -Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığının 19.01.2012 gün ve 293 sayılı yazısında; 100.Yıl Birlik Parkının yapımına 1994 yılı itibari ile başlanıldığı, ilerleyen yıllar içerisinde park alanına peyderpey yenileme, iyileştirme ve bitkisel materyalleri yoğunlaştırma çalışmaları yapıldığı, Parkın yürüyüş ve gezinti yolları, çocuk oyun alanı, bölge halkına spor yapma imkanı sağlayan koşu yolu, kondisyon aletleri ve basketbol sahası, park donatıları ve yeşil alan dokusu ile özellik arz etmekte olup yoğun konut bölgesi içerisinde hava koridoru niteliği taşıdığı, yoğun kullanıcı kitlesi bulunan 38.164 m2 alana sahip 100.Yıl Birlik Parkının üzerinde bulunduğu 7490 ve 7492 parsellerde yürütülen 1/5000 lik imar çalışmalarının, yeşil alan olarak kalması yönünde gerekli düzenlemelerin yapılması,

     T.C
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
                BELEDİYE MECLİSİ



Karar No: 283                                                                                                           17.02.2012

-2-
           
            -Çankaya Belediye Başkanlığının 06.01.2012 gün ve 486 sayılı yazısında; "Söz konusu parseller 1982 yılında yapılan imar planı ile DOP ve bedelsiz terke ait alanların dışında diğer imar ada/parsellere tahsis edilmesi nedeniyle, imar planı kapsamında kalan tüm şahıslara, konut alanlarından tahsis yapıldığı,şahısların mağdur olması gibi bir durumun söz konusu olmadığı,kamuya bedelsiz terk edilecek alanların ise,tüm şahıslardan aynı oranda yapılan kesintiler ile oluşturulduğu, imar planları hazırlanırken o bölgede yaşayacak öneri nüfus ve bu nüfus ile orantılı sosyal donatı alanları belirlendiği, eşdeğer yeni alanların ayrılması gerektiği, Kamu kullanımına ayrılmış bu alanların konut kullanımına dönüştürülmesine ilişkin gerekçenin görülmediği, alana gelecek olan ilave nüfus artışına ise hangi sosyal donatı ile hizmet verileceği de belirtilmediği, Ayrıca Kd.7490 ve 7492 sayılı parsellerin terke konu olan kısmının 2.5 emsalli konut ve ticarete dönüştürülmesi, bu çevrede terklerle sorunu olan diğer konut alanlarına da emsal teşkil edeceği,
            -1 adet dilekçede; 16151 ada 2 nolu parsel 1993 yılında yürürlüğe giren Karakusunlar 2.Etap imar planına göre ticaret parseli olup E:1.00,2 kat,hmax:8.00 mt ve parsel tabii zemin ortalaması esaslarına göre kotlandırılıp projelendirildiği, satın alındığı 1998 yılında bölgedeki tek ticaret parseli olan arsanın üzerinde 1999 yılı itibariyle alışveriş merkezi inşaatına başlanıldığı ve 2001 yılında tamamlanıp işletmeye alındığı, 2001 yılından başlayarak bu adanın yakın çevresindeki bölgeler, Özellikle Karakusunlar ve Çukurambar bölgeleri ticaret+konut, hmax:serbest olacak şekilde imara açıldığı ticaret parselinin kıymeti ve çekiciliği önemli ölçüde azaldığı, özellikle 2005 yılından başlayarak alışveriş merkezi kiracı kaybetmeye başladığı ve 2009 yılından bu yana ise yarısı boş durumda faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığı, alışveriş merkezinin bulunduğu 16151 adaya bitişik 16150 ada ve 27444, 27446 adalara ticaret+konut,E:2.5 ve H:Serbest imar durumu verilmesinin bölgedeki tek ticaret parseli olan 16151 ada plan değişikliği dışında bırakılarak plan bütünlüğü bozulduğu, 16151 adanın ilgili plan değişikliği kapsamına alınarak mağduriyetlerinin giderilmesini, plan bütünlüğünün sağlanmasını, E:2.50 ve H:Serbest imar durumu verilmesinin konu edildiği,  değerlendirmelerinize arz ederim." denildiği,
            Yapılan değerlendirmede; 16151 ada 2 nolu parselin itiraz edilen plan kapsamında bulunmadığı, aynı zamanda itiraz dilekçesinde bahsedildiği gibi Konut +Ticaret Alanına dönüştürülen alanın 16150, 27444, 27446 nolu adalar olmadığı, plan değişikliğinin alınmış yargı kararları doğrultusunda zorunluluktan kaynaklandığı,
Hususları tespit edilmiş olup, söz konusu itirazların “reddi”ne ilişkin İmar ve Bayındırlık Komisyonu raporu oylanarak oyçokluğu ile kabul edildi.





Meclis 1.Başkan V.                            Katip                                                            Y.Katip
Ali İhsan ÖLMEZ                      Hayrettin ÇETİN                                          Hakan Han ÖZCAN